Peyami Safa – Bir Akşamdı

Peyami Safa‘nın çok sevdiğim Bir Akşamdı kitabının beni etkileyen küçük bir kısmı. Sadece bu kısmı okuyanlar için belki çok anlamlı gelmeyecektir ancak kitabın tamamını okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.

 

İpek esvabının üstünden sırtına yapışan sıcak bir avuç.

– Bir tane daha ister misiniz Meliha Hanım?

Meliha istiyor. Bir, beş, on, yüz… Doldur! Doldur!

Peyami Safa – Mahşer

”Nihad Bey! Sana bu memlekette zabıta nedir, anlatayım. Bu memlekette zabıtanın vazife bildiği şey, hükümete casusluk etmek, hükümeti düşürmek isteyenleri enselemektir. Şu müdüriyette en muteber yer: Kısm-ı siyasidir, üst tarafı hava. Ahmed Mehmed’i vurmuş, Hasan Hüseyin’in malını çalmış, polis müdürüne vız gelir. Fakat Ahmed Mehmed’in kulağına tutup da kazara hükümet aleyhine ters bir şey söyler, yahutta Hasan, Hüseyin’i İttihatçıdır diye döverse polis müdürü yatağından kalkar, altı merkeze telefon eder, “Hasan’ın derhal behemehal tevkif olunması” için emir verir.”

Peyami Safa – Mahşer

22

sabah yüzümü yıkadım,
ardından aynaya baktım,
bir yabancı yansıyordu,
çatık kaşları ile bakan,
sinirli ve öfkeli hali,
kısık gözlerinden okunan,
arkama baktım bir an,
aynadaki görüntü de baktı arkasına,
bu aksi görüntü ben miyim?
bu çirkin bakışlı,
insana ters ters bakan,
ben miyim gerçekten?
nasıl da anlamadım?
son günlerde kırıcıyım,
tersim, aksiyim,kabalaştım,
şakaları bile kaldıramıyorum,
tek laf, tek cümlem yetiyor,
dost sohbetlerini bitirmeye,
neler oluyor?
nereye gidiyorum?
nereden geldim?
sahi…sahi..
ben kimim?
tanıyan var mı?